GÜNÜMÜZ PANOPTİKON ÇAĞI


Bütünü gözetlemek anlamına gelen Panoptikon, 18. yüzyılda Jeremy Bentham tarafından hapishane inşa modeli şeklinde, mimari bir yapı olarak tasarlanmıştır. Bu mimari yapı sekizgen biçiminde bölmelerden oluşan bir binadır. Binanın tam ortasında yer alan gözetleme kulesinden bütün hücreler görülebilmektedir. Ancak mahkumlar gözetleme yapan kişiyi görememektedir. Zaten buradaki amaç da hücredekilere sürekli olarak gözetlendikleri algısını yaratmaktır. Böylece mahkumlar izlenmese bile otokontrol mekanizması geliştirecek ve davranışlarını denetlemeye başlayacaktır.
Bu noktada Duccio Trombadori, panoptik yapılanmayla ilgili şunları söyler; “İnsanlar öznesi haline geldikleri deneyimlerin içerdiği normlara göre davranarak kendilerini sınırlar. Sözgelimi hapishanenin asıl işlevi suçluları ıslah etmek değildir. Suçu sorunsallaştırarak suça eğilimlilik adı altında öznel bir deneyimin kurulması yoluyla, suçlu olarak tanımlananların dışındaki insanları bu deneyimin normlarına göre koşullandırmaktır.”
***
Bir hapishane modeli şeklinde tasarlanmış olan Bentham’ın panoptikonu hiç inşa edilmemiş olsa da günümüzdeki modern şehirler, avmler gibi pek çok yapıya  ilham verdiği bir gerçektir. Bu bakımdan tarih boyunca pek çok dönemde varlığını sürdürmüş olan gözetimin, modern dünya ile birlikte farklı formlara büründüğünü ve teknolojik gelişmelerle ise modern dünyanın temel problemlerinden biri haline geldiğini de söylemek mümkündür. Bu  bağlamda gözetimin ve gözetim araçlarının modern kurumlarda insanları yönetmek için kullanıldığını düşünen  Michel Foucault panoptikonu 20. yüzyılda disiplin ve güç kavramları bağlamında  yeniden yorumlanmıştır. Focault’a göre  çağdaş toplum bir dizi panoptikonlardan oluşan, hapishaneler manzumesidir aslında. Zira panoptikon modelinde görünmeyen bir gözle elde edilen kontrol, günümüzdeki modern toplumlarda teknolojilerle sağlanan izlenme sistemiyle paralellik göstererek, -görünmeden- gözetim altında tutmaya devam etmektedir.
Bunun en açık örneklerinden birini ise Covid-19 salgınıyla birlikte deneyimledik ve deneyimlemeye de devam edeceğiz gibi görünüyor. Covid-19 salgınının tüm dünyada yayılması üzerine, bazılarına göre; bireyler görünmez gücün gözetimi altına girmeye başladı. Bazılarına göre ise zaten çoktan başlamış olan bu durum, ülkelerin salgını takip ve kontrol etmek için dijital uygulamaları ve veri ağlarını kullanmaya başlamasıyla daha da görünür bir hal aldı. Yani sağlık önlemleri kapsamı adı altında geliştirilen uygulamalar ile bireyler gözetlenirken öte yandan  Foucault’un bio iktidar ve disiplin iktidarı olarak adlandırdığı gözetim iktidarı daha da ön plana çıktı.
Kimilerine göre George Orwell’in distopyası 1984 hayat bulmaya başladı,  kimilerine göre ise günümüzün dünyası zaten 1984 romanına benziyordu. 


 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ