“İSTEDİĞİN KADAR SAKSAĞANI VUR VURABİLİRSEN AMA UNUTMA BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK GÜNAHTIR"


Modern Amerikan Edebiyatı’nın klasiklerinden olan, 1960 yılında yayınlanan, Harper Lee’nin Pulitzer ödüllü, Bülbülü Öldürmek adlı romanından kısaca bahsetmek istiyorum bu hafta.
Yazarın küçük yaşlarda yaşadığı bir olayı temel alan roman; ırkçılığı, önyargıyı, iyilik ve kötülüğü küçük bir çocuk olan Scout Finch'in  gözünden ele almaktadır.
Kitabın ilk bölümünde  Scout  ve abisi Jem’in -ilerleyen süreçte arkadaşları olacak olan- Dill ile tanışmalarından ve birlikte geçirdikleri süreçten bahsedilmektedir.  Sonraki bölümde ise; Scout’ın babası olan avukat Atticus’un  (Atticus Finch idealist, özgürlükçü ve eşitlikçi bir avukattır. Çocuklarını da bu şekilde yetiştirmeye çalışmaktadır.) haksız yere suçlanan bir ‘zenciyi’ savunurken yaşamış olduğu zorluklara yer verilmektedir.  Bu bakımdan kitap, ırkçılığı yermesi ve eşitliği savunması açısından zamanının en dikkat çeken yapıtlarındandır.
Harper Lee, yalın ama bir o kadar da  çarpıcı bir dil kullanarak, adalet, eşitlik, özgürlük, toplumsal duyarsızlık, cinsiyet eşitsizliği ve ırkçılık gibi temaları küçük bir çocuk olan  Scout'ın gözünden ifade ederken, iyilik ve kötülüğü de hem bireysel hem de toplumsal düzlemde gözler önüne sermektedir.
***
Kitabı okumayan biri okumak isterse diye kitaptaki olay örgüsünden ve karakterlerden daha ayrıntılı bir biçimde bahsetmeyi bilerek tercih etmiyorum. 
Fakat kitap, kendinden az da olsa bahsetsin istiyorum. Bu sebepten ötürü kitaptaki alıntılardan bazılarını şöyle bırakıyorum;  

"Bazen bir adamın elindeki İncil, babanın elimdeki içki şişesinden tehlikeli olabilir."

"Atticus bana sıfatları kaldırırsan geriye gerçekler kalır demişti."

"-Sen zencileri mi savunuyorsun Atticus?
- Elbette savunuyorum. Zenci deme Scout bu kabalıktır.
-Okulda herkes öyle diyor.
-Bundan böyle o herkesten bir kişi eksilecek."

"Daha başlamadan yüz yıl önce davayı kaybetmiş olmamız demek kazanmaya çalışmayacağımız anlamına gelmez"

"Aklı başında hiç kimse yeteneği var diye gururlanmaz"

"Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insan vicdanıdır."

"Tanrı sevgidir"

"-Sence öcü Radley neden hiç kaçmadı?
Dill derin derin içini çekti, arkasına döndü.
-Gidecek yeri olmadığı içindir belki..."

"Hepimiz gibi onun da kör noktaları var"

"Kibirle gelen zulmetle gider "

"İnsanlar genelde neyi görmek istiyorlarsa onu görürler, neyi duymak istiyorlarsa onu duyarlar"

"Hepimiz biliyoruz ki bazı insanların bizi inandırmaya çalıştıkları gibi insanlar eşit yaratılmamıştır." 

"Gerçek olması doğru olduğu anlamına gelmez"

"Hem bana kalırsa tek bir tür insan var. İnsanların hepsi insan."

"İnsanların çoğu iyidir Scout, yeter ki sen onları bir gün gör." 

“… basit bir sırrı öğrenirsen her türlü insanla anlaşman kolaylaşır  Scout. Bir insanı anlayabilmek için o insanın baktığı açıdan bakmayı becerebilmelisin. Kendini onun yerine koyup her şeyi onun gördüğü gibi görmelisin.”

“İSTEDİĞİN KADAR SAKSAĞANI VUR VURABİLİRSEN AMA UNUTMA BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK GÜNAHTIR."

Yukarıdaki alıntılardan da anlaşılacağı üzere Harper Lee, -insana ve insanlığa yapmış olduğu vurguyla- din, dil, cinsiyet, cinsel yönelim ve ırk farketmeksizin bir insanın diğerinden üstün olmadığını -ve daha fazlasını- gözler önüne sermektedir. 
Zira farklılıklarımızın her biri birer zenginliktir, üstünlük göstergesi değil.


 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ