Bu İşler Kadınlar Günü Kutlamayla Çözülmez


Kadınlar erkeklerin dünyasına hapsolmuş. Bu dünyanın duvarlarına gerekli ve hak ettiği darbeleri indirme gücünde olan kadınlar da sürekli baskı altında. Erkeğin gözünde kadın sadece cinsel obje. Dolayısıyla erkekler gördüğü her kadını giyimi, eğitimi ve tavrı ne olursa olsun cinsel obje olarak değerlendiriyor… Onlar değil, beyinleri…
Erkeğin eğitimli olması sonucu çok fazla değiştirmiyor, çünkü erkeklerin beyni farklı çalışıyormuş. Tabii ki erkek ve kadın hem fizyolojik olarak hem de beyin yapısı itibariyle farklı. Zaten aynı olsaydı kadın kadın, erkek de erkek olmazdı. Lafa gelince mangalda kül, ansiklopedide fasikül bırakmayan ancak pratikte söylediğinin tam tersini yapan yine erkekler. Çünkü erkekler toplumda kadınlara hak ettikleri şekilde davranmıyor, kendi kafalarındaki gibi davranıyor ve kadınlar konusunda da asla gerçekçi olamıyor. Biliyoruz, 75 yaşındaki bir erkek 25 yaşındaki kadınla evleniyor ancak tersi, yani kadın kendisinden 50 yaş küçük birisiyle ilişki yaşayamıyor. Yaşayabilir, eğer kadın ünlü olursa. Ve erkeklerin kadınların hep fiziğiyle ilgileniyor. Nasıl mı? Aynen fıkrada olduğu gibi.
Genç bir erkeğin 4 kız arkadaşı vardı ve hangisiyle evleneceğine bir türlü karar veremiyordu... Sonunda doğru karar verebilmek için bir test yapmaya karar verdi... Her birine 1000 dolar verdi ve "Bu parayı istediğiniz gibi harcayın" dedi.
Birinci kız arkadaşı kendisine yeni elbiseler ve ayakkabılar aldı, kuaföre ve güzellik salonlarına gitti. Genç erkeğe geri geldiğinde şöyle dedi: "Senin için en güzeli ben olmak istiyorum, çünkü seni seviyorum!"
İkinci kız arkadaşı ise genç erkeğin tuttuğu takımın iki kombine biletini, en sevdiği türden bir sürü video cd ve bir ay yetecek bira ile geri geldi ve şöyle dedi: "Bunlar senin için aldığım hediyeler, eminim seni mutlu edecektir, senin mutlu olmanla bende mutlu olacağım."
Üçüncü kız arkadaşı ise bu parayla iyi bir yatırım yaptı ve kısa bir süre içerisinde para kendini ikiye katladı ve bu parayı da çeşitli yatırım alanlarında kullandı. Genç adama geri gelerek şöyle dedi: "Bana verdiğin parayı birlikte yaşayacağımız mutlu bir gelecek için çoğalttım, çünkü seni seviyorum!"
Dördüncü kız arkadaşı ise bu paranın bir kısmıyla bir sürü kitap aldı, kalan kısmıyla ise fakirlere yemek dağıttı. Genç adama geri gelerek şöyle dedi: "Verdiğin paranın bir kısmıyla sana layık olabilmek için bir sürü kitap aldım, diğer kısmıyla ise senin adına fakirlere yemek dağıttım."
Genç erkek dört kız arkadaşının yaptıklarından çok etkilenmişti. Karar vermek için epey bir süre düşündü, düşündü… düşündü… ve sonunda en iri göğüslü olanla evlenmeye karar verdi.
İşte bu kadar… Erkeklerin bu zaafını birçok sektör ürün pazarlamasında kullanıyor. Araba reklamında yarı çıplak bir kadın görmek mümkün. Evet ama kadın mı satılık araba mı? Ancak toplumdaki kadın ve erkek olgularını iyi değerlendiren pazarlamacılar kadını cinsel obje olarak piyasaya sürdükleri zaman sürekli kazanıyor. Kadını sürekli cinsel obje olarak gören erkekler ünlü ya da cinselliği kullanan kadınları sokakta gördüğü kadınlarla da özdeşleştiriyor. Kendisi bir şey yapma ve ille de üstün olmak zorunda hissediyor. Bunu da laf atarak yapıyor.
Arkadaşımla iş çıkışı ellerimizde çocuklarımızın siparişi üzerine almış olduğumuz erik poşetleri ile telaş halinde arabaya doğru ilerliyoruz. Telaş halinde diyorum çünkü ikimizi de evde çocuklar ve bir sürü rutin iş bekliyor. Bu arada da hem günün yorgunluğu var hem de o gün yaşananlar hakkında konuşuyoruz ve karşıya geçmek için kırmızı ışığın yanmasını bekliyoruz. İkimizin de üzerinde havaların serinlemeye başlamasıyla birlikte kapalı kıyafetler var ve makyaj falan kalmamış. Tabii ki açık veya dar kıyafet de giyerim, makyaj da yaparım. Kıyafetim ve makyajlı olmam karşı tarafı ilgilendirmez. Ancak böyle olmuyor tabii. Savunmaya geçiyorlar ve “Ne yapayım, baştan çıkarıldım” oluyor. Neyse, biz arkadaşımla kırmızı ışıkta beklerken arkamızdan geçen eli yüzü düzgün, kıyafeti düzgün, belki de yaşları bizden küçük iki şahıs “Kalçalarınızı kenara çekin” diyor. Dönüp “Gerizekalı mısın” gibi kızgınlık ifadesine de pişmiş kelle gibi sırıtıyor. Çünkü karşısındakini tamamen cinsel bir obje ve onlar için kadın düşünmeyen, üretmeyen ve aklı fikri olmayan, sadece cinsellikle ilgisi olan bir varlık olarak görüyor. Onun üzerinde her türlü hakka sahip olduğunu düşünüyor, laf atmak dahil.
Bu davranışı sergileyen erkekler böyle düşünüyor, ancak hayati bir karar alacağı ya da zorda kaldığı zaman sığındığı yine bir kadın oluyor. Ya annesi, ya karısı, ya da kız kardeşi…
Kadınların tavrı çok önemli. Tavrı önemli ama erkekler tuvalet sırası yüzünden birbirini öldürebilirken ve bu kadar şiddetli bir kızgınlık gösterebilirken kadınların haksızlığa uğramaları durumunda gösterdikleri tepkiye erkeklerin getirdiği yorum ise çok ilginç oluyor “Menopoza mı girdi?” Ne olursa olsun işin sonu yine eğitime dayanıyor, şu da bir gerçek ki kadınlar kesinlikle okumalı ve okumuyorsa bile bir iş sahibi olmalı, çalışmalı. Ancak ekonomik özgürlükle kadınlar sadece cinsel obje olmaktan kurtulabilir. Bunun erkek düşmanlığıyla ya da erkekler tarafından beğenilmemekle ilgisi yok.
1926 yılında Mustafa Kemal Atatürk kadınlara her türlü hakkı vermişken bugün geldiğimiz noktada sadece Kadınlar Günü kutlanarak bu işler çözülmez. Hala kız çocukları okusun diye projeler yürütülüyor. Ülke olarak neden bu haldeyiz ki?
Düşünme zamanı.
Kadın ya da erkek, hak edene hak ettiği gibi davranmanız dileğiyle,
Sevgiyle...
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Haz

İthalatı Bırak Üretime Bak

27May

Kanayan Yaramız; İşsizlik…

20May

Eşit Doğuyoruz Ama…

06May

Sadeleştik

29Nis

Bizi Tarım Kurtaracak

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Sed Medya