Her Şeyin Başı Sağlık


Sağlık hepimiz için elzem. Ancak kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığımızda önemini fark ediyoruz.
Türkiye'nin önemli iş adamlarından merhum Sakıp Sabancı sağlığın önemini şöyle özetliyor; "Sağlığıma gerekli önemi vermedim, halbuki her şeyin başı sağlıktır. Vücut ve kafa sağlığı düzgün olmayan insan kendine, ailesine ve ülkesine karşı sorumluluğunu yerine getiremez. İnsanlar sağlığın önemini, kıymetini, sağlıklarını kaybedince fark eder."
Sağlığı yerinde olan hiç kimseye sağlığın önemini anlatamayız. İlla ki bir dönüm noktası olacak. Aslında hepimiz öyleyiz. Yaradılışımız gereği sonsuz bir gençliğe, sonsuz bir sağlığa sahipmişiz gibi davranıyoruz. İçgüdüsel olsa gerek. Sigara içen birine sağlığına zarar veriyorsun dediğimizde "İstersem bırakırım, daha gencim." cevabını çok aldık. Ta ki sağlık sorunu yaşayana kadar.
Alkol ve kötü beslenme de aynı şekilde. Unutuyoruz ki bu beden bize emanet.
Annem katarakt ameliyatı olduğunda doktor tozdan kendini korumasını söyledi. Anneme bu söylenmemiş gibi bahçede bütün toz oluşturan işleri yaptı. Sonunda mecburen doktora tekrar geldi. Ben de annemin beni dinlemeyip bahçede çalıştığını doktora söyleyince dünyanın en kötü evladı oldum.
Özel hastaneye, üniversite hastanesine veya sağlık ocağına gittiğimizde her zaman aşırı yoğunlukla karşılaşıyoruz. Randevulu olmamıza rağmen muayene için en az iki saat, sonuç göstermek için ise dört saat bekliyoruz. Peki polikliniklerin önündeki bu yoğunluğun sebebi nedir?
Doktor azlığı mı?
Hasta çokluğu mu?
Diyabet hastasının istediği şekilde tatlı ve ekmek yedikten sonra insülin iğnesiyle yaşamasını sağlayan doktor mu, hasta mı?
Peki bu sorun nasıl çözülür?
Toplum olarak başımıza gelmeden empati kurarak, öğrenerek, ne zaman veya nasıl bilinçleneceğiz?
'Beslenme ve psikoloji hastalıkların anasıdır' uzmanların görüşü bu yönde.
Peki beslenmenin doğru olmasında yetki kimde?
Vatandaşın imkanı var da doğru mu beslenmiyor?
Ucuz gıdanın peşinde olan vatandaş, sağlıklı olmayan gıdayla hasta olup ilaçla iyileşmeye çalışıyor.
Bu kısır döngü kimin işine yarıyor, ilaç sektörünün mü?
Peki sosyal devlet bu işin neresinde?
Vatandaşın suçu nerede başlıyor?
Hem ölmekten bu kadar korkup, hem de bu konuda hiçbir şey yapmayan insanın derdi ne olabilir?
Tam da burada güçlü devlet, güçlü yönetim devreye giriyor. Bunu güçlü ekonomi ve adil gelir dağılımı takip ediyor. Zengin daha zengin, fakir daha fakir olmaya devam ettiği sürece hastalık ve ilaç döngüsü devam edecek.
Parası olmadığı için iyi beslenemeyen birey hastalanıyor, ilaçla iyileşmeye çalışıyor. Kısır döngü devam ediyor. Sonuç; Tıklım tıklım dolu hastaneler, kafasını kaşıyamayan doktorlar, devleşen ilaç sektörü. 
Akıl ve beden sağlığımıza sahip çıkabilmemiz dileğiyle.
Sevgiyle...
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Haz

İthalatı Bırak Üretime Bak

27May

Kanayan Yaramız; İşsizlik…

20May

Eşit Doğuyoruz Ama…

06May

Sadeleştik

29Nis

Bizi Tarım Kurtaracak

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ