İthalatı Bırak Üretime Bak


İçinde bulunduğumuz salgın sürecinde 83 milyon nüfusun %34’ü muhtaç duruma düşüp sosyal yardım almış. Bu yardım alanların dışında bir de anne, baba veya herhangi bir akrabasından yardım alarak karnını doyuranların olduğu bir kesim de var. 

Üstelik ne zordur akraba da olsa birinden bir şey istemek.


Açlık sınırının neredeyse 3 bin, yoksulluk sınırının ise 7 bin olduğu dönemde nereye gidiyoruz?


Yarınımız nasıl olacak?


Önümüzü görebiliyor muyuz?


Ülke olarak nüfusumuzun %37’si neden açlığa mahkum oldu?


Zira biz kendi kendine yeten bir ülke olduğumuz gibi dünya savaşlarında aç Avrupa’yı da doyurabilen bir ülkeydik. Ancak bugün uygulanan politikalar çerçevesinde 58 milyon ton buğday ithal eder hale geldik.


Neden?


Topraklarımız yok mu oldu, yoksa çoraklaştı mı?


Neden üretemiyoruz?


Çiftçi mi yok?


Kafamızda delice sorular.


Cevap; yok…


Koronavirüs’le içine düştüğümüz yeni ekonomik yapımızda en büyük sorun ve derdimiz sıcak para oldu. Esnaftan yaptığımız alışverişlerin çoğunda maaş kartlarımızdan bile ödeme için para çekmiyorlar. Ellerine nakit verilmesini istiyorlar. Haklılar tabii.


Mevzubahis sıcak para olunca ekip, biçip, üretip, para yatırıp, risk alıp sonra onu satmaktansa direkt ithal edip satmak sıcak para için en karlı yol olarak görülüyor. Hal böyle olunca da üretimin yerini ithalat alıyor. Hem de ülke ve ekonomi için önemli olarak değerlendirilebilecek bir çok kilit sektörde. Amaç daha masrafsız, daha zahmetsiz, daha çok kazanmak. Bu şekilde bugünümüz kurtulur, peki yarınımız ne olacak?


Ülke olarak tarımdan aldığımız gücün yerine ne koyacağız?


Ancak bu sorunun cevabı bizi düze çıkarır.


Aklımızın almadığı bir durum da tarlada üreticinin elinde çürüyen tonlarca patatese rağmen yine patates ithal etmemiz.


Nasıl yani?


Gerçekten bunun altında yatan nedir?


Neyi anlayamıyoruz?


Üretimi bırakıp ithalata bakmak ülke insanını zenginleştirir mi, fakirleştirir mi?


Bugün bütün sektörler durma noktasına gelmişken hayatta kalmak için beslenmek vazgeçilmez. Hal böyle olunca gıda sektörü her daim revaçta olacak. Burada hemfikiriz, ancak içine düşülen ekonomik krizin aşılmasında da en büyük etken üretim.


İllerin ve yerel yönetimlerin bu konudaki projeleri nelerdir?


Yüzlerce üyesi işletmelerini kapatırken, Ticaret ve Sanayi Odaları bu konuda hangi projeleri üretiyor?


Üyelerinin içine düştükleri krizden kurtulmak için hangi fikirleri üretiyor, ne yapıyor?


Bu konuda STK’lar ne yapıyor?


Muğla’da STK’lar bu konuda derin sessizlik içinde.


Örneğin Ankara Büyükşehir Belediyesi bugüne kadar ekilip biçilmeyen ve kendisine ait olan tarım arazilerinde üretim yapmaya başlamış. Sonra da ürünleri ihtiyaç sahiplerine ücretsiz dağıtacakmış. Kulağa hoş geliyor.


Her il benzer projeleri hayata geçirse hiçbir çocuk yatağa aç gitmez. Annelerin de karnı doyar.


Çok güzel olmaz mı?


İthal etmek bir çeşit taşıma suyla değirmen döndürmeye benzemiyor mu?


Ülke olarak potansiyelimizin farkına varıp bu bağlamda harekete geçip üretim yapmak, yapabilmek yegane çaremizdir.


Herkesin elini önce vicdanına, sonra da taşın altına koyması dileğiyle…


Sevgiyle...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Haz

İthalatı Bırak Üretime Bak

27May

Kanayan Yaramız; İşsizlik…

20May

Eşit Doğuyoruz Ama…

06May

Sadeleştik

29Nis

Bizi Tarım Kurtaracak

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ