Kanayan Yaramız; İşsizlik…


İftar saatinde sokağımızda yanında bir çocuk olduğu halde “Fazla yemeğiniz var mı?” diye acı bir cümle duysak ne yaparız?

Hepimiz tabağımızdaki yemeği götürür verir miyiz?

Genç kadınsın, git çalış mı deriz?

Duymazdan mı geliriz?

Biz bu ülkede ‘açım’ diyen bir vatandaşa ‘geber’ diyen sosyal hizmet yetkililerini de gördük. Hiç kimse bir diğerinden daha değerli değil, her can aynı oranda değerli, bunu unutuyoruz.

Bugün çok acı bir şekilde çocuklar kadar büyükler de açlığa doğru hızla ilerliyor. Çünkü işsizlik her geçen gün kartopu gibi büyümeye devam ediyor.

Elimizde olmayan salgın günleri var. Ama bu durum bahane edilerek işsizler ordusuna yenilerinin katılmasına vesile olan işveren sayıları çok fazla. Bu durumda bireylere düşen görevler var. Tamam. Ama asıl görev kimin?

İçinde bulunduğumuz bu günlere maddi ve manevi çözüm getirecek olan kim?

Evet, merkezi hükümet.

Sosyal devlet olma özelliğinin gereğini yerine getirip vatandaşının mağduriyetini azami düzeyde gidermeli, hem de çok acil.

Zira bıçak kemiğe dayanmış durumda, vatandaş maddi kaybının yanında maneviyatını da yitirmek üzere. Psikolojik dengeler sıfırlanmış durumda.

İşsizler ordusunun %57’sini gençlerin oluşturduğunu göz önünde bulundurursak varın psikolojik travmaları siz düşünün. Devletin en yetkilisi çıkıp ‘devlet herkese iş bulmak zorunda değil’ derse geleceğimiz olan gençler ne yapar?

Nasıl çıkar travmadan?

Görüşleri sorulduğunda gençlerin %68’i imkanları olsa yurtdışında çalışmak ve orada yaşamak istediğini söylüyor. Çünkü ülkemizde fırsat eşitliği ve adalet olmadığını düşünüyorlar. Gençler gelecek umutlarını yitirdikleri gibi iş bulma umutlarını da yitirmiş durumda.

Geldiğimiz bu durum çok acı değil mi?

Şöyle acı bir durum var ki çevremizde çocuklarını iş sahibi yapmak için iktidar partiye üye olan ve bu konuda en hararetli şekilde çalışanlara çokça şahit oluyoruz. Her şeyini ortaya koymuş bir şekilde ölümüne iktidar partisi için çalışmasına rağmen başarılı olamamış ve çocuklarını bir iş sahibi yapamamış olanları da gördük.

Devlet bütün vatandaşlarına zaten eşit değil mi? Neden bu çaba? Bütün gençler, çocuklar bizim ve bu ülkenin geleceği. Devletin en yetkilisinin söylediği gibi bu uğurda bencilce davrananların da uyguladıkları yöntem yanlış. Ülke bir bütün. Ülke, topyekün doğru politikalar ve projelerle, yatırım ve üretimle gelişir ve ayağa kalkarsa ancak işsizi ve fakiri olmaz. Fakire yardım eden değil, fakiri olmayan ülke olmak için kapatılan fabrikaların tekrar açılması ve tarımın tekrar ayağa kaldırılması şart.

Sadece kendini ve bizden olanı kayırır, diğerini ötekileştirirsek açlığa mahkum ediliriz. Bugün gelinen nokta yaklaşık 20 milyona dayanmış işsizlik. Tükenmiş psikolojisi ile ümidini yitirmiş gençlik, bir yandan da varlığına varlık katan tuzu kuru kesim.

Bireyler olarak, STK’lar, yerel yönetimler ve merkezi yönetim, akılcı kararlarla ve akılcı projelerle ülkenin kaynaklarını en iyi şekilde kullanmak zorundayız. Aksi halde gelecek hiç iç açıcı değil. An gelir, tuzu kuru olanların da rahatı kaçar. Bir virüs gelir, rüzgarı tamamen terse çevirir mesela.

Güzel günler görmeniz dileğiyle…

Sevgiyle...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Haz

İthalatı Bırak Üretime Bak

27May

Kanayan Yaramız; İşsizlik…

20May

Eşit Doğuyoruz Ama…

06May

Sadeleştik

29Nis

Bizi Tarım Kurtaracak

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ