Sahtekar Kim?


Dünyanın bugün içinde bulunduğu durumun sorumlusu kim?
Ülke olarak yaşadığımız bu paniğin sorumlusu kim?
Suçlu kim?
Koronavirüs mü?
Herkesin kafasında binlerce soru, ve bu soruların uzmanlar tarafından verilen binlerce cevabına rağmen hiçbir şey bilmiyoruz. Bilmiyoruz, bilemiyoruz, öğrenemiyoruz.
Neden?
Nedeni net; verilen cevaplar gerçek değil. Cevaplar tamamen kişisel ya da grupların çıkarına hizmet eder durumda. Çıkarın getirdiği sahtekarlıkla herkes pastanın peşinde. Bu ülkenin o kadar hocası, eğitimcisi, aydını varken biz bir milim bile gerçeklere ulaşamıyoruz.
Hocaların hocaları, profesörler çıkıyor, elimizi nasıl yıkarızı öğretiyorlar uzun uzun anlatımlarla. Başka hoca çıkıp maske takın derken, diğeri takmayın diyor. Bir başka hoca vitaminlerle bağışıklığınızı güçlendirin derken diğeri 'aman ha, vitaminler virüsün tutunmasını kolaylaştırır' diyor.
Hocaların hocası çıkıp diyor ki açık havada yürüyüş yapın, bağışıklığınız güçlensin derken başka bir hoca 'aman ha, virüs havada üç saat asılı kalıyor' diyor.
Hocaların hocaları, uzmanlar, bir gruba hizmet eden gazetecilerin güdümlü soruların sorulduğu televizyon programlarında bir aydır saatlerce konuşuyor. Sonuç; toplumda yaşanan hastalık, ölüm, acı, travma, depresyon, işsizlik ve gelecekten ümitsiz gençlik.
Gençlik; çünkü zaten ite kaka giden eğitim, sağlık ve dibe vuran ekonomi. Üstüne bir de psikolojik travma eklenince koca bir nesil ziyan olma yolunda.
Halbuki 'mış gibi' yapmak yerine gerçekten önlem ve tedbirler alınsa, bir grubun veya grupların çıkarları düşünülmeden, insan odaklı, can odaklı, gerçek bilime dayalı çözümler üretilse iyi olmaz mı? Başarılı olunmaz mı? Nitekim dünyada bunu başaran ülkeler var. İnsan odaklı ve disiplinli şekilde mücadele edip başaran ülkelerden biri de Japonya.
Ancak insanoğlu yaradılışından bu yana hep zekanın peşine düşmüştür. Zeka da daima kullanıldığı amacın aracı olmuştur. Şimdi amaç peşinde olan sahtekarlar virüsü araç olarak kullanıyor. Cebini doldurmak, imajını yenilemek gibi sebeplerle.
Maske üreticileri köşeyi dönüyor, kolonya satıcıları kendi rekorlarını kırıyor, işveren fırsat bu fırsat personel çıkarıyor.
Hocanın biri C vitamini dedi diye limonun fiyatı 18 liraya çıkıyor. 3 Liralık dezenfektan 80 liraya satılıyor, o da bulabilirsen.
Destek adı altında bankalar faizi bindiriyor, iyi görünümlü bir takım sivil veya resmi şahıslar ellerindeki iki poşetle imaj yeniliyor, hem de kameralar önünde göstere göstere.
Bu listeyi uzatmak mümkün ancak soruyorum, şimdi kim sahtekar?
Koronavirüs mü sahtekar, yoksa virüsü kendi amaçlarına araç eden, koca koca okumuş insanlar mı sahtekar?
Yardım kampanyaları, sivil toplum kuruluşlarının, sosyal devletin kapsamındaki duyarları insanların bir araya gelerek yaptıkları insani bir şeydir. Amacı da mutsuz insan olmamasıdır. Ancak koronavirüs aracılığıyla devletin de yardım kampanyası başlattığına şahit olduk. Peki benim vatandaş olarak ödediğim onca vergi nerede? Bir yerde yanlış var ama bu yanlış koronavirüste mi bundan emin değilim.
Çünkü biz güçlü ve duyarlı bir ülke olarak İspanya'ya bir uçak dolusu, İtalya'ya da bir gemi dolusu malzeme gönderdik. Bu iki ülke vatandaşlarından maddi yardım istemek yerine, vatandaşlarına destek amaçlı ekonomik paketler açıkladı. Kafamız da tam burada karıştı. Perhiz, lahana, turşu birbirine girdi.
Gerçek eğitim, gerçek bilim, gerçek üretim ve gerçek vicdan, insanlığı kurtaracak yegane unsurlardır. Günde iki paket sigara içip, elimizi sirkeyle temizleyip koronavirüs'ten kurtulamayız. Çünkü virüs sahtekar davranmıyor, kartlarını açık oynuyor.
Gün, gerçeği görme günüdür. Kafamızı kumdan çıkarma günüdür.
Yoksullara yardım edilen değil, yoksulu olmayan ülke olmamız ve kendimize mukayyet olmamız dileğiyle.
Sevgiyle...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Haz

İthalatı Bırak Üretime Bak

27May

Kanayan Yaramız; İşsizlik…

20May

Eşit Doğuyoruz Ama…

06May

Sadeleştik

29Nis

Bizi Tarım Kurtaracak

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Sed Medya