Ülkecek Panik Atak Geçiriyoruz!


Panik atak, stres altındayken kişinin gerçek olmayan hastalık semptomlarını hissetmesi hatta öleceğini zannetmesi olarak basitçe tanımlanabilir. Ölmek veya hayatta kalmak. Bu durum yüzyıllardır insanoğlunun tek derdi olmuş. Yaşadığımız her türlü korkunun da altında bu var. Hatta insanın insanlığa en büyük silahı da bu korku olmuş. 
Nasıl mı?
Son günlerde sıkça duyduğumuz grip salgınları hakkında dolaşan söylenti ve haberler bunu anlatan en iyi örnek. Dolaşan ve konuşulan haberler o kadar ürkütücü boyutta ki hayatta kalma konusundaki panik atak tazyikiyle kimse durup düşünemiyor. Teşbihte hata olmaz. Söz konusu panik ile atak geçiren biz halk olarak gerçekleri göremiyoruz, hal böyle olunca da algılarımızla çok güzel oynanıyor.
Kahvaltı yaparken yarım saat televizyon izledim. Ülkemizin ünlü onkoloji doktoru elinde iki maske tutuyor. Diyor ki “Bu sizi korumaz,” diğerini işaret edip “bu daha iyi.” Belli ki daha pahalı. Peki biz bu maske konusunda panikledik mi? Evet…
Sokakta maskeyle dolaşan insan sayısı her geçen gün artıyor. Bu panikten yararlananlardan biri de maske üreticileri oluyor…
Aynı kanalda on dakika sonra başka bir tıp doktoru çıkıyor, hazır balık yağlarını öyle bir anlatıyor ki çocuğumuza balık yağı vermezsek bağışıklığı çöker, gerizekalı olur hatta ölür. Balığın kendini yemekten söz etmiyor bile. Kaç anne eczaneye koştu balık yağı için? Panikledik mi? Algımızla oynandı mı? Evet…
Efendim üzüm sirkesi dünyayı sarsan ve öldürücü etkiye sahip Koronavirüsü’ne iyi geliyormuş. Neden üzüm sirkesi? Bütün sirkeler faydalı değil mi?
Söz konusu virüse yakalanan on binlerce Çinlinin yüzde 95’i iyileşmiş. Doktor Eyyüp Yılmaz’ın verdiği bilgi bu yönde.
Panik atak geçirmemize pek gerek yok gibi.
Daha önce de kuş gribi çıktı. Tavuk sektörü zarara girdi, yine ülkemizin ünlü kalp doktorlarından birisi her hafta çıkıp “Hastalarıma önerebileceğim en iyi et tavuk eti.” diyor. Diğer bir kalp profesörü “Sakın yemeyin, kanser yapar.” diyor. Diğer bir ünlü doktor “En iyi beslenme vejeteryanlık.” diyor. Diğer profesör “Et yemezseniz hasta olursunuz.” diyor. Hepsi profesör. 
Peki biz ne yapalım?
Halk olarak nasıl besleneceğiz konusunda panikledik mi? Evet…
Toplumların algılarını, iletişim araçlarıyla yönetmek çok kolay. Hal böyle olunca toplum korkutulup panikletiliyor. Panik atak yaşayan toplum hayatta kalma içgüdüsüyle çıkarcıların tuzağına düşüyor.
2018 yılında ülke genelinde toplam ilaç satışı 2 milyar 351 milyon 200 bin kutu olmuş. Bu durumda kişi başına 28.6 kutu ilaç düşmüş. Bunlar diyabet, solunum ve sinir sistemi ağırlıklı ilaçlar olmuş.
Gerçekten hasta mıyız, panikliyor muyuz? Peki ne yapmalı?
Öncelikle sakin olunmalı. Profesör bile olsa her konuşulana inanmamalı. Birden fazla kaynaktan araştırılmalı, hepsinden önemlisi bağışıklık sistemi güçlü tutulmalı. Doktorların genel fikri “Yeryüzünde bulaştığı herkesi öldürebilen bir virüs yoktur.”
Sadece ülkelerin virüsleri kullanarak ekonomik ve sosyolojik hedeflerine ulaşma arzusu var. Toplumları paniğe sevk ederek kontrol altında, istediği şekilde yönlendirme yüzyıllardır süregelen bir taktiktir. Güçlü ülkeler gözlerine kestirdikleri ülkeleri gıda ve sağlık sektörleri ile oynayarak, manipüle ederek emellerine ulaşıyor.
Paniklemeyi bırakıp soğukkanlı, güçlü bağışıklık sistemi ile algılarımızı açma zamanı.
Yoksa birilerinin komplo teorileri hayata geçmek üzere…
Sevgiyle...
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Haz

İthalatı Bırak Üretime Bak

27May

Kanayan Yaramız; İşsizlik…

20May

Eşit Doğuyoruz Ama…

06May

Sadeleştik

29Nis

Bizi Tarım Kurtaracak

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ