Gazetecilikte, İğne ve Çuvaldız Prosedürü


Gazetecilik nedir? Gazeteci kimdir? En önemlisi ise vatandaşın gözünde kimdir bu gazeteci?

İğne ve çuvaldız prosedürünü uygulayalım o halde. Önce çuvaldızı batıralım.

Google’a göre Gazeteci; gazete de çalışan, haber toplayan, gazetede yayımlanmak üzere yazı yazan ve gazetenin hazırlanmasına çeşitli biçimlerde katılan kişidir.

Pe ki vatandaşa göre gazeteci kimdir?

Vatandaş ve Google aslında aynı fikirdeler bu konuda. Vatandaş ve Google’a göre gazetecinin görevi mi diyelim yoksa gazeteciden beklenenler mi diyelim. Karışık bir durum. Bilindiği gibi Gazetecinin görevleri şunlardır; ”Halka doğru ve dürüst haber iletmek ve bunları objektif olarak yansıtmak.”

Pe ki neden karışık bir durum dedik? Örneğin bir gazeteci, Google hakkında olumsuz ama objektif ve doğru bir haber yaparsa artık herkesin de bildiği gibi o gazeteci ya da o gazete baskı altına alınır. Gerek maddi baskı gerekse manevi baskı. Ama ne baskı. Tekzip davaları, maddi manevi tazminat davaları…

Gelelim vatandaşa. Gazeteciden doğru ve tarafsız haber beklentisinde olan vatandaş, gün gelir bir gazeteciye işi düşer. İş dediysek de büyük işler değil. Vatandaşın evini su basar, dükkânı yanar, evine hırsız girer. İtfaiyeden, polisten önce gazeteciyi arar. Haber haberdir. Yağmur, çamur, sıcak, soğuk, gece, gündüz demeden gider gazeteci. Vatandaştan durum hakkında bilgi,  olay yerinden görüntü alır gazeteci.

Haber içeriği gereği gazeteci, vatandaşa o soruyu sorar; “Abi, abla ismin nedir? Haberde belirteceğim.”

Vatandaş önce kalbiyle sonra mantığı ile düşünür ve o kutsal cümleler çıkar vatandaşın ağzından; “ Olmaz kardeşim. Haberini yap ama benim ismimi haberde sakın geçirme. Belediyeyle beni kötü yapma.”

Velhasıl neticede vatandaş, gazeteciden doğru ve dürüst haber yapmasını bekler ve öyle ister!!!

***

Gelelim kurumlara. A partisi ya da B STK’sı açıklama yapar. Bu açıklamanın yerini, zamanını birkaç gün önce yüce Facebook’tan duyurmuştur bile. Gazeteci yarım yamalak yediği tostunu, dürümünü bırakır, o gün o saatte koştura koştura gider A partisi ya da B STK’sına. Açıklamayı alır, görüntüsünü çeker ve şu cümleyi duyar A partisi ya da B STK’sında çalışan BASIN YAYIN HALKLA İLİŞKİLER personelinden; “aslında buraya kadar gelmenize gerek yoktu. Biz bütün basına Whatsaap’tan haberi ve fotoğrafı atacağız.”

Gazetecinin dilinin ucunda kafiyeli küfürler oluşur o an.

***

Sırada iğneyi batırmak var.

Gelelim kendimize, bize, gazetecilere.

Birde kendimize soralım Gazeteci kimdir diye?

Bu işten hakkıyla helaliyle ekmek yemek midir gazetecilik, yoksa sallabaşı al ay sonunda maaşı mıdır gazetecilik?

Bu sorunun cevabı çok can yakar. Üstüne alınması gereken gazeteciler üstüne alınır.

Mesela, Kalfalık ve Ustalık gibi resmi ve meslekte yeterliliğini ortaya koyan belge almaları gereken bazı meslek dalları şunlar;

Bahçecilik, Dış ve İç Mekan Bitki Yetiştiriciliği, Kesme Çiçek Yetiştiriciliği, Peyzaj, Sebze Yetiştiriciliği, El Sanatları Teknolojisi, El ve Makine Nakışçılığı, çay üretimi, Sanayi Nakışçılığı, gıda teknolojisi, hububat işleme, sebze ve meyve işleme, zeytin işleme…

Ülkede, memlekette, ilde, ilçede, kasabada gazeteci olmak için istenen yeterlilik belgeleri ise şunlar; Yaz, çiz, salla, vur, geçir, öv, yer, komşunun tanıdığının gazetesi, sipariş haber yap, siyasi iktidar ya da muhalefetten dayı, emmi, kayınço ya da bacanak torpili…

Gazetecilik mesleği Dingo’nun Ahırı mıdır? Öyle mi oldu? Evet, malesef gazetecilik mesleği Dingo Bey’in ahırı oldu.

***Dingo’nun Ahırı Nedir, Nerededir?

Atlı Tramvaylar zamanında, tramvaylar 2 atla çekilirken dik Şişhane yokuşunu çıkabilmek için Azapkapı'dan takviye at alarak yokuşu çıkabilirlermiş.

Tramvay bu haliyle Taksim e kadar gelir, burada çıkartılan atlar, bu gün Taksim alanının batı kısmındaki sular idaresi maksemi ile Fransız konsolosluğu arasında bir ahırda bir süre dinlendirildikten sonra tramvaya bağlanmadan boş olarak Azapkapı ya götürülürlermiş.

Taksim deki bu ahırı Dingo adlı bir rum vatandaş işletirmiş. Gün boyu bir sürü atın girip çıkmasından dolayı dilimizdeki '' Burası Dingo' nun ahırı mı giren çıkan belli değil '' sözünün buradan geldiği söylenir.

***

“Bir gazeteci işten çıktığında, işsiz kaldığında ne olur?” diye de soralım o halde.

Muğla kamuoyunun yakından takip ettiği konulardan biri olan Kireç Sanayi’nin kapanması olayı vardı. Kireç Sanayi’nde çalışan işçiler, işsiz kaldı diye haberler yaptık, köşeler yazdık. Kireç Sanayi’nin son hali, son haberlerde olduğu gibi.

Peki bir gazete kapandığında ya da bir gazeteci işsiz kaldığında hangi devlet kurumu, hangi STK, hangi esnaf ne olacak bu işsiz kalan gazetecilerin hali diye sordu ya da sormak akıllarına gelir mi? Cevap; hayır.

***

Sözün özü, “Gazetecilik” bir faaliyettir ve profesyonel olarak yapılınca da bir meslektir. Bunu icra eden kişilere “Gazeteci” denir.

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Sed Medya