GEVŞEYEN HALLERİMİZ


Aylardır korkudan üç buçuk attık, Koronadan ölecez (öleceğiz) diye.. Sağlık Bakanı Koca’nın ağzından çıkan kelimelere, uyarılara pür dikkat kesildik.. Öyle ki onu ekranda görür görmez çocuğu bi tarafa, tencere - tava artık elimizde ne varsa bi tarafa fırlatıp karşısına geçtik Koca’nın.. Söylediklerini çoğumuz harfiyen uyguladık.. 
Ellerimizi tam 20 sn. yıkamak için kronometreleri çalıştırıp lavabonun üstüne yerleştirdik.. Aman bi saniye az ya da fazla eller suda kalmasın diye.. Öksürene, hapşırana, tıksırana ikinci sınıf vatandaş muamelesi yaptık.. Gözlerimizi kısıp 10 metre öteye uçtuk yanlarından.. Es kaza tedbirleri unutup toka yapmak için el uzatanlara sanki yıllardır kendimiz bu şekilde selamlaşmıyormuşuz gibi davrandık.. Çeşitli selamlaşma hareketleri yapmaya başladık uzaktan uzağa.. Yeri geldi, elimizi kolumuzu nereye koyacağımızı şaşırdık. Belki üstümüzdeki birkaç koronayı gebertiriz diye kolonya şişeleriyle yatar kalkar olduk. Dezenfektanlar dezenfektan olalı bu kadar ilgi görmedi şu fani dünyada.. Sosyal mesafe kavramıyla da tanışınca mesafeyi tutturmak için göz kararı ölçmeler yaptık ötemizdeki berimizdekilerle.. Evde kal evde kal diye diye, zaten evde kalmış olanların psikolojilerine de tuz, biber ektik. Toplumca paranoya olup oturduk evlerde. Tüm bunlara katlandık çünkü ne de olsa herşey sağlığımız içindi. Peki sonra ne oldu? Tam tünelin ucundaki ışığı görmeye başlamışken düşman, elbirliğiyle atağa geçirildi.  
Cumhurbaşkanı normalleşme sürecini anlatırken ve daha lafını bitirmemişken kendini özgürlük adına balkonlardan aşağı atanlar oldu. Şampiyon olmuş takımın taraftarı gibi sokaklar arası boş boş turlayanlardan tutun, normalleşmeyi kutlamak için mangal yapanlara kadar olağan (bize göre) manzaralar gördük. “Bizi serbest bıraksınlar artık” diye feryat eden 65 yaş üstü Zehra teyzemin bile ki-normal zamanlarda sadece iki sokak öteye kadar turlayıp sarma yapacam diye gizli gizli yaprak toplayan ve yılda 3-4 kez minibüs seferi yapan bir yaşlımızdır- serbest kaldığı anda soluğu bir cafede aldığına şahit oldum.. Ama herkesten daha dikkatli ve tedbirli bir şekilde.. 
Nitekim; memleketimin güzel insanlarından bazılarının, normalliğe doğru olan bu gidişi yanlış anladığını düşünüyorum. Virüsün tamamen ortadan kalktığını sanan bu kesim, orada burada maskesiz bir şekilde cirit atarken yanında göstermelik maske taşıyanları ise işi laçkalaştırıp bu kutsal koruyucuyu orasına burasına yapıştırmaya başladı. Mesela doğum günü partilerinde çocukların arkadaşlarını yalayıp, şapır şupur öpmelerinin önüne geçemedik. Asker uğurlamalarında ana kuzusunu hoplatıp zıplatmaktan vazgeçemediğimiz gibi üstüne bir de koronaya eğlenceli bir ziyafet çektik.. Bizim memleketçe koronaya yakalanma vakalarımızın da sıradışı olması aslında biraz da trajikomik bence.. Mesela, siz hiç “ Güney Kore’de asker uğurlaması yüzünden 20 kişi korona oldu” diye bir haber duydunuz mu? Duyamazsınız çünkü böyle bir gelenekleri yok adamların.. Ya da Ukrayna’da taziyeye giden 30 kişinin testleri pozitif çıktı” diye bir habere denk geldiniz mi? Gelemezsiniz.. Çünkü onlar, “ Başın sağolsun Vladislav abi” ya da “ Allah cennetinde kavuştursun Anna teyze” gibi laflar etmezler.. Öyle günlerce ölü evine gidip gidip gelmezler, meftayı direk gömüp olayı kapatırlar. Yani demem o ki; geleneğimize, kültürümüze sahip çıkalım, eyvallah.. çünkü bizi biz yapan değerler bunlar.. Ancak, şu pandemi sürecinde bu fanatikliğe bir ara verelim, lütfen.. Korona tamamen gitsin, sonra her Allah’ın günü git ölü evine; ye lokumları, helvaları.. O zaman istediğiniz kadar o askerlerimizi havaya atıp atıp kapın yine.. Doğum günü partilerine isterseniz çocuğunuzun 400 arkadaşını çağırın korona bitince.. Ama bitince..
Sonuç olarak; ne hikmetse millet olarak kendimizi tutamıyoruz.. Birazcık normalleşelim dedik.. Coştukça coştuk.. 
Hadi sağlıcakla kalmaya bakın..!    
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
01Tem

TAM DA PANDEMİYE DALDIYDIK..

24Haz

GEVŞEYEN HALLERİMİZ

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Sed Medya