TEKNOLOJİNİN TATLI BELASI..!


Okula başladığımız yıllarda sınıfımızın duvarlarından birinde boydan boya asılı bir şerit dururdu. Sonradan isminin “Zaman Şeridi” olduğunu öğrendiğimiz bu levhada; tarihte gerçekleşen önemli olaylar ve çağlar yer alırdı. Yazı bulundu, tarih başladı. İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ ve Yakınçağ.. derken şimdi de adı koyulmuş olmasa da Teknolojikçağ'ı yaşıyoruz.. Ama ne hız..!
Çocukluk yıllarımı hatırlıyorum da, evimizde bir radyo vardı.. Babamın kullanım tekelinde.. Zira ondan başka radyoyu açıp kapamasını bilen yoktu evde.. Bozulur korkusuyla öğrenmeye de hiç teşebbüs etmedik.. Zaten o yıllarda ben de radyonun içinde insanlar olduğuna inananlardandım.. Televizyonun evimize ilk girdiği günü hatırlıyorum da.. Komşular merakla gelip, kablolarına varıncaya kadar incelemişlerdi. Televizyonun büyülü havasından bugüne kadar çıkmış da değilim hani.. mesleğimi bile bu alanda seçtim ki ekmek kapım oldu.. Evimizde radyoyla başlayan teknolojik çağ; televizyon, teyp, video, walkman ile devam etti.. Teknoloji ilerledikçe elektronik aletler küçüldü.. küçüldü.. cebime girdi.. bir daha da çıkmadı. Şimdi; Cumhurbaşkanı'ndan dağdaki çobana kadar bu teknolojik harikalar, ekonomik gücümüze göre model model hepimizin cebinde yer alıyor..
Farklı özellikte ve farklı işlevleri olan cep telefonları vazgeçilmezimiz oldu. Tabi, bu durum en çok da sevgililerin ve kıskanç eşlerin işine yaradı.. Çapkınlar, artık eşlerini aldatmaya cesaret edemez oldular.. Cesaretli olanlar da kendilerince çeşitli yollar buldular. Mesela; “şarzım bitti”, “kontörüm yok, sana geri dönemedim hayatım”, “telefon sessizde kalmış” diye bahane bulanlar..arkadaşını farklı cins adıyla kaydedenler.. “telefonum çalındı, numaralar gitti” diyenler, çapkınlığın son perdesini oynuyorlar. Eğer, yeni bir şeyler üretemiyorlarsa bu yazılanları artık yapmasınlar, çünkü günümüzde bu bahaneleri yiyen yok.. Yine bir paylaşım sitesinden bu konuyla ilgili alıntı yapmakta fayda görüyorum.. “ ARADIĞINIZ KİŞİYE ULAŞILAMIYORSA, SORUN HATLARDA DEĞİL; ARADIĞINIZ KİŞİNİN YEDİĞİ HALTLARDADIR”..
Yeni telefonlarımızla, artık paylaşım sitelerini de takip edebilir olduk.. Gördüğümüzü, duyduğumuzu, en özel anlarımızı anında duvarımızda yazıyla ve resimle paylaşıp tanıdık tanımadık herkese duyurur olduk.. Her konuya maydanoz olup yorum yapmamız da işin cabası.. Ayrıca, günümüzde en pahalı ve en son model telefon kullanmak da gençler arasında bir HAVA ATMA ARACI oldu. Asgari ücretle çalışıp iki bin liralık telefon kullananları görmeye alıştık artık.
Bu durumun en trajikomik yanı da; telefon sahiplerinin yaş sınırının olmayışı. Küçücük çocuklarımız birer BAŞ PARMAK ÇOCUĞU oldular.. Onların baş parmaklarıyla yazdıkları mesajlara ve oynadıkları oyunların hızına yetişmek mümkün değil.. Çocukluğumda, radyonun düğmesini bile elleyemezken şimdiki çocukların elektronik cihazlarla adeta dans edişlerini buruk bir sevinçle izliyorum.. ve Nazım'ın söylediği “BABAMDAN BİR ADIM ÖNDE, ÇOCUĞUMDAN BİR ADIM GERİDE” sözünün birebir gerçekleştiğine şahit oluyorum..
Günümüzde sıklaşan kanser vakalarının bilinçsiz tükettiğimiz gıdaların yanı sıra elektronik cihazların yaydığı radyasyonlardan kaynaklandığını bilmeyenimiz yoktur. Bu radyasyon alanına çocuklarımızın da birebir dahil olması beni korkutuyor. Anne-babalara bu konuda oldukça fazla sorumluluk düşmekte.. Ayrıca, evimizde kullandığımız tüm elektronik aletlerin belli oranlarda radyasyon yaydığını unutmamamız ve gereken tedbirleri almamız gerektiği kanısındayım.. Bana kalsa evin içine televizyon dahil hiçbir cihaz sokmayacağım ama babamın maç ve haber izleme hastalığı buna engel oluyor işte..
Telefonu kullanırken kalp ve kafamızdan en uzak şekilde tutmak, kendimize yapabileceğimiz iyiliklerin başında geliyor. Bir arkadaşım, cep telefonunu çorabının içinde taşırdı ve biz ona gülerdik.. Gerçekleri öğrenince ne kadar haklı olduğunun farkına vardım. Hele hele, 5G yeni nesil mobil iletişim teknolojisi hayatımıza girmeye başlamışken, sağlığımızı iki kat tehdit eden iletişimde arttırılmış bu hız, bizi hızlıca öte tarafa götüreceğe benziyor. Teknoloji, bir yandan hayatımızı kolaylaştırıyor ancak diğer yandan çok fazla şey alıp götürüyor hayatımızdan. Sağlığımız, akşam muhabbetlerimiz, sokakta geçen çocukluğumuz, edebimiz-geleneğimiz, kanaatkarlığımız, sebze ve meyvelerden aldığımız o mis gibi kokular yok oluyor birer birer.. Kısacası; mutsuzluğa ve umutsuzluğa doğru 5G teknolojisiyle yol alıyoruz..           Esen kalın, eskilerde kalmaya bakın..!

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Ağs

KENDİNİ BÜYÜTME..

06Ağs

TEKNOLOJİNİN TATLI BELASI..!

29Tem

SUSMA..KONUŞ..!

22Tem
16Tem
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ