YASAK KARDEŞİM YASAK!


5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Basın özgürlüğü” başlığı altında düzenlenen 3. maddesine göre; “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.

Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.”

Yine aynı kanunun, “Yargıyı etkileme” başlıklı 19. maddesine göre; “Hazırlık soruşturmasının başlamasından takipsizlik kararı verilmesine veya kamu davasının açılmasına kadar geçen süre içerisinde, Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme işlemlerinin ve soruşturma ile ilgili diğer belgelerin içeriğini yayımlayan kimse, iki milyar liradan elli milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu ceza, bölgesel süreli yayınlarda on milyar liradan, yaygın süreli yayınlarda yirmi milyar liradan az olamaz.”

***

Bu aydınlatıcı bilginin hemen ardından başlayım neden bu kadar aydınlattığımıza. Gelinde şimdi siz yazın. Yayınlamak yasak, eleştirmek yasak, hatta çok yakında düşünmek bile yasak. 31.03.2005 tarihli bir yerel Gazetenin manşeti gözlerimin önüne geldi. Manşette kocaman bir grafik yapılmış. Gözleri ve ağzı bantlanmış bir gazeteci etrafında fotoğraf makinesi, daktilo, gazete küpürleri…  aslında 2005 yılında yapılan düzenlemelerden sonra pek de özgür bir basın neredeyse yok gibi. Hatta ülke genelinde basın keskin çizgilerle ikiye ayrıldı. İktidar yanlıları ve iktidar karşıtları.

***

Biz gazeteciler aslında alıştık geçici yayın yasaklarına. Geçici olarak başlayan sonrada gündemden düşmesiyle unutulan ve tekrar asla tartışılmayan konuşulmayan konular oluyor. Dağlıca saldırısında yayın yasağı geldi üzerinden geçen bunca zamana karşın geçici yayın yasağı kalktı mı? bilen yok.  Bu sadece örneklerden biri. Yazımın başında da 5187 sayılı kanunun ilgili maddelerini aynen yayınladım. Her ne hikmetse illaki bir yerinden tutturuyor geçici yayın yasağını koyuyorlar. Sonrada o yasak aslında kalıcı olarak kalıyor.

***

Sokağınıza bir saldırı olacak oradan iş büyüyüp sizin evinize kadar uzayacak ama yayın yasağı olduğu için siz bundan habersiz mutlu mesut yaşamaya devam edeceksiniz. Bir gün başınıza gelene kadar. Sosyal medya üzerinden kim olduğu kimin olduğu bilinmeyen sahte hesaplar istedikleri gibi hiçbir yasak tanımadan pervasızca klavyeleri kırılana kadar yazacak ama siz yayıncısınız sorumlu davranmalısınız diyerek size yasak gelecek.

***

Haydi, gel de şimdi sen yaz. Yerel gazetelerde neredeyse asgari ücretle çalışan bir gazeteci yazacak sonrasında da yayımlayan kimse, iki milyar liradan elli milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Burada ki milyar eski TL ile hesaplanmış ama birde tutar biz altı sıfırı sadece paradan attık cezalardan değil derlerse hangi ülkenin bütçesi ile öder bunu gazeteci siz düşünün.

***

Bugün bu yazıyı kaleme almamın nedeni ise birkaç gazeteci arkadaşla iki haftayı bulan bir araştırmamızın ardından ulaştığımız bilgilerle haberi tam yayına verecekken gelen yayın yasağı. Yeni asır Muğla Büro şefi gazeteci arkadaşım Adem Ülker sosyal medya hesabındaki paylaşımında; “Köyceğiz'e gittim, birçok insanla konuştum. Bütün Köyceğiz malum mevzuyu konuşuyor. "Mevzu" en az 3 yıldır devam ediyormuş. Bu süre içinde hiç bir şey yapmayan malum kurumlar, konuyla ilgili yayın yasağı getirdi... Türkçesi: "Her şey" serbest, haber yasak!”  Bir başka gazeteci arkadaşım Mete Sönmez ise yine sosyal medya paylaşımında; “Bundan sonra, bu gazeteciler artık bir haber yapmıyor diyenlere; Kendi sorumluluk alanlarında 2-3 yıldır olan rezaleti duyarken, duymazlıktan gelip, eğitim öğretimin yanı sıra hayata hazırlayacakları "çocuklar" ona buna oyuncak olurken gözlerini ve kulaklarını tıkayıp, sonra olay artık yedi düvele tarafından duyulup patlayınca ve biz haber yapınca "çocuklar zarar görüyor" diyerek pişkince yayın yasağı aldıran, *********** sevk edeceğim ve diyeceğim; Bu ********* kendi sorumluluklarını yapmayıp, koruması gereken çocukları korumayıp, önüne gelenin konuştuğu olayı duymazlıktan gelip, kulağını tıkayın, hatta göz yumup olmasına müsaade ederken, biz haber yapınca birden ******* tutuşup "ama" diyen ve duydukları, konuştukları hatta gördükleri şey için, yıllardır susarken, haber yapılacak olunca "ÇOCUKLAR ZARAR GÖRÜR" deyip yasak aldırmak için ********* yırtan yavşak ve asalaklara soracaksınız neden haber yapılmıyor diye. İşte bu tür ********* yüzünden biz artık haber yapamıyoruz.”

***

Bu gidişle çok yakında sayfalarımızda “Sonbahar geldi, yapraklar döküldü”, “Hazan mevsimi geldi”, “Kış hazırlıkları başladı”, “Yazdan kalma güneşli günler”, “Günün şıkı kim” gibi pembe haberlerle dolacak.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Oca

Emek Bilinci

21Oca

Sihirli Bir Oy

09Oca
02Oca

Hava Isınıyor!

24Ara

Kafamı Kurcalayan Sorular

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ