Doğa Harikası Muğla


Muğla; çam ağaçlarının ömür uzatan havasıyla; Akyaka’sı, Marmaris’i, Fethiye’si, Bodrum’u ile insanı kucaklayan deniziyle; zamanın kayaları bir hamur gibi şekillendirdiği, Saklıkent gibi doğa mucizeleriyle; Kaya mezarları, Kayaköy gibi tarihi birikimleriyle doğa harikası bir şehirdir. Muğla için, Türkiye’nin en güzel şehri dersem abartmış olmam sanırım. Muğla’da yaşadığım için abartmıyorum şehri, Türkiye’nin turizm başkenti olmasından aldığım cesaretle söylüyorum bunları. 
Bu kadar harika bir şehrin yönetimi de ayrı bir sorumluluk taşıyor tabii ki. ‘Şehir nasılsa harika, benim bir şey yapmama gerek yok!’ anlayışı hâkimse, bu anlayışın halkı zor duruma düşürmesi kaçınılmaz oluyor haliyle. 
Yıllar boyu sıkıntı çekmiş insanımız zorluklara alışıktır, bu duruma katlanabilir. Ama misafirine aynı zorlukları yaşatmak istemez. Misafir bizim kültürümüzde ayrı bir değerdir. Yoksul sofralara konuk oldunuz mu bilmem ama, çoğu zengin sofrasından daha zengin seçenekler bulursunuz bu sofralarda. Hani ‘yemedim yedirdim’ diye bir söz vardır ya. İşte bu sözü misafirler için uygular halkımız. Mahcup olmamak için haftalık mutfak masrafını döker sofraya. Kültürümüz böyleyken aynı hassasiyeti yöneticilerden de bekliyor halkımız. Oysa Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, misafir sevmiyor. Yaz başında Bodrum’a gelen vatandaşa, bir ‘Defolun gidin’ demediği kaldı. Tabii ki Korona sürecinden dolayı aşırı ziyaretçi herkesi tedirgin eder. Ama bu serzenişin altında bu masum düşünceyi aramak safdillik olur sanırım. Zorluklara, sıkıntılara alışmış halk Muğla’nın dertlerini görmeyebilir ama dışarıdan gelen insanın da gözüne batar bu durum. Kim ister ‘Kral çıplaaaakkk!’ diye bağırılmasını. İşte Başkan Gürün’ün de korktuğu biraz da bu. 
Başkan Gürün’ün ‘Doğa harikası Muğla’ sözü, sizi bilmem ama beni iğreti etmeye başladı. Her işi doğaya bırakmayın sayın başkan. Fethiye de, doğa harikalarına ev sahipliği yapan, Muğla’nın en güzel ilçelerinden biri. Ama bu ilçenin Muğla’dan daha gelişmiş olması sizi rahatsız etmiyor mu? Parkları, yeraltı tesisatı, imkânları ile almış başını gitmiş Fethiye.
Daha önce belirtmiştim. ‘Bu şehir başka bir ülkenin elinde olsaydı nasıl ilerlerdi’ diye. Bu vizyonumu daraltıyorum. Bu şehir Çeşme’yi yönetenlerin elinde olsaydı nasıl Dünya markası olurdu diyorum. Çeşme’ye gittiniz mi bilmiyorum. Bir mahalleden ibaret. Ama nasıl bir ilgi, alaka göstermişler ki, yürüyerek 10 dakikada dolaşabileceğiniz sokaklar, ‘goca Mola’ ile rekabet edebiliyor. 
Şapkanızı önünüze alıp düşünün lütfen. Doğadan, yöreden beklentiler mirasyedilikten başka bir şey değildir. Mirasa sahip çıkmak başka bir beceri ister. Büyükşehir bir de TV yayınına başlıyormuş. Adı da Mola TV olacakmış. Mottosu da: ‘Hayata kısa bir mola’. Molaya son verin sayın başkan, artık icraatin zamanı gelmedi mi? 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Ekm

Doğa Harikası Muğla

05Ekm

Dünden Bugüne Basın Hayatı

28Eyl

Winter is Coming / Kış Geliyor

21Eyl

ÜNİVERSİTENİN KIYMETİ

14Eyl

Muasır Medeniyet Seviyesi

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ