Muasır Medeniyet Seviyesi


“Medeniyetin sembolü nedir?” diye sorsalar hiç düşünmeden “Yol!” derim. Bu aceleciliğimi hemen size izah edeyim: Eski medeniyetlerin kendilerini geliştirmelerinin nedeni, yerleşkelerinin deniz kıyısında olmasıydı. Bilindiği gibi, denizin belli bir şeriti, yani maliyeti yoktu. Deniz ticareti üzerindeki her limanda yapılan maddi alışveriş, bir kültür alışverişini de beraberinde getiriyordu. Dolayısıyla deniz medeniyetleri, bozkır medeniyetlerinden fersah fersah öne geçmişti. Daha sonra imkanlar arttı,  insanlar aletlere hükmetmeye başladı. Taşlara diz çöktürüldü, ağaçlara boyun eğdirildi ve yollar açıldı. Medeniyet kıyılardan iç bölgelere doğru akmaya başladı. -Tabii ki denizden uzakta kalan medeniyetler geri kalmış demiyorum. Örneğin İran medeniyeti de kadim bir medeniyettir ama Yunan kıyıda olduğu için medeniyetler arası ilişkisi daha çok olmuştur. Günümüz tabiriyle konuşursak reklamını daha iyi yapmış ve namını daha çok yaymıştır.- Hasılı yolun medeniyet açısından değeri çok önemlidir. 

Soruyu soruyla derinleştirelim: “Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?” Buna da “Çok gezen!” diyeceğim. Okumayı küçümsediğimden değil elbet. Bir kere tabiatıma ters olur. Bu cevabı verirken Oğuz Atay’ın dalına tutundum. Atay’ın Tutunamayanlar romanındaki Selim Işık adlı karakterinin “Kitap okumakla, manavın beni aldatmasına engel olamıyorum bir türlü.” cümlesiydi tutunduğum bu dal. Yani ne kadar okusak da tecrübe, birikim, nihayetinde ‘gezen’ öne çıkıyor. Büyük yazarı da anarak, gezilerimizin önünü açan ‘yol’un önemine bir kez daha değinmek istedim. 

Şimdi “Bu vatandaş ne diyor?” diyeceksiniz. Haklısınız. İlk yazımda da bir vatandaş olarak derdimi dile getireceğimi söylemiştim. Siz de “Yok yoldu, yok medeniyetti, lafı uzattıkça uzattı!” diyeceksiniz. Haklısınız. Hemen kısa keseceğim, günümüze döneceğim. 

“Günümüzde yol mevzusu çoktan aşıldı. Dünyanın en büyük şehirleri, internet sayesinde birer köy hâline geldi. Artık bir tuşla dünyanın herhangi bir bölgesine ulaşabiliyoruz. Artık geride kaldı bunlar!” Ah bu cümleleri kurabilmeyi ne çok isterdim. Muasır medeniyetler seviyesinin bu kadar gerisinde olan Muğla’da bu cümleleri kurmanın imkansızlığını nasıl anlatabilirim ki? Sadece Menteşe’de arabanıza binin bir dolaşın, sonra Ula’ya gidin mesela. En büyük ideali Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak olan Gazi Mustafa Kemal’in, adının verildiği caddeden geçin. Plansızlık, işbilmezlik, mirasyedilik. Bu kelimelerin somut tezahürünü gözlerinizle görün. Bir yol yapıldıktan sonra “Yanlış yaptık galiba” diyorlar da yeniden yeniden mi kazıyorlar anlamadım. Tabi bu süreçte biz anlayana kadar taksimetre çalışıyor. Taksici yolu uzatıyor da uzatıyor. “Sonra bu su faturası neden bu kadar geldi? Türkiye’nin en pahalı ulaşımı neden Muğla’da gibi?” sorular cevapsız kalıyor. 

Bunu dediklerimi test edecek olanlara küçük bir uyarıda bulunmak istiyorum: Sakın ha sakın, hamileler o yolu kullanmasın, düşük riski çok yüksek. Bu sonucun vebalini ben taşıyamam. 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

ÜNİVERSİTENİN KIYMETİ

14Eyl

Muasır Medeniyet Seviyesi

08Eyl

Merhaba    

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ