KORONA VİRÜS İLE GELEN VİDEO TELEKONFERANS


Rusya Federasyonu Başkanı Putin ile ABD Başkanı Trump’un Nisan/2020  tarihinde karşılıklı yaptıkları  telekonferans görüşmesi, telekonferansa uluslar arası politikada  ayrı bir boyut kazandırmıştır. Her iki devlet başkanlarının da daha önceki yıllarda  kırmızı hattan yaptıkları telefon  konuşmalarının yerini ise böylece video telekonferansın  aldığı görülmektedir.  Bunun hemen ardından, Cumhurbaşkanı  T. Erdoğan, aynı şekilde Bakanlar Kurulu ve  AKP İl Başkanları arasında telekonferansla yaptığı toplantılar sonrasında  ülkemizde de telekonferans uygulamaları  başlamış  oldu.   Koronavirüs salgınına tedbir olarak, okulların tatil edilmesi dolayısıyle, öğretmenlerin eğitimi için okullarda başlatılan  seminerlerde iptal edilerek, herkesin bulunduğu yerden katılabileceği uzaktan eğitim projesi,  pandemi ile birlikte büyük önem kazanmıştır.
 
Daha sonraki günlerde, Cumhurbaşkanı  Erdoğan’ın, Merkez Yönetim Kurulu  (MYK) üyeleriyle yüzyüze yapacağı toplantılarda, üyelerden birinin korona virüs olduğu ortaya çıkınca toplantı  hemen video telekonferansa çevrilmiştir. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, salonda bulunanlar salgın tehlikesinden korunmuş ve telekonferansın pandemide yararı daha açık ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine, Cumhurbaşkanı, Trabzon’daki Ayasofya Müzesinin camiye dönüştürme törenine ve Karadeniz’in Sümela Manastırı’nın açılışına da telekonferansla katılmıştır.  

Telekonferans her ne kadar yüzyüze görüşmelerdeki  etkileşim gibi olmasada  video telekonferans, binlerce kilometre uzaktaki insanları biraraya getirmeyi başarmıştır. Aslında, telekonferans ile görüşmeler uzaktan olsa da,  ekranda  eş zamanlı yüzyüze ve canlı olarak yapılmaktadır. Kaldıki, bugünlerde telekonferansla  birlikte tartışılan yüzyüze görüşmeler,  uzun yıllar önce telefonun icadı ile sona ermiştir zaten…Şimdi ise, o zamanki sesli görüşmelere, görüntününde eklenmesiyle iletişim araçları daha da gelişmiştir. Dolayısıyla, telekonferans canlı ve yüzyüze görüşmelerden pek farklı olmadıklarından toplantılara katılanlara büyük keyf vermektedir.  Bunlara rağmen her ne kadar olumsuz yaklaşımlar bulunsa da telekonferans çok kısa zamanda her alanda dünyayı sarmıştır.

Bugün, milyarlarca insan uzaktan görüntülü görüşmeler  yaparak işlerini böylece çözmektedirler. Özel sektör, teknik ve idari elemanlarının yaklaşık yarısını, evde çalıştırmaktadır.  Bir çok kuruluş, iş yerlerinde pandemi sürecinde yaşamak zorunda olduğu insanlar arasındaki izalasyonu, “Evde Çalış Modeli” ile çözmüştür.  Bununla  beraber, hastalığın yayılmasına karşılık alınan  tedbirlere    katkıda da bulunmuşlardır.  İşcilerin vardiyalar halinde çalıştırılması üretimde esneklik kazandırmış,  pandemi  döneminde  üretimin devamında yararlıda olmaktadır.  Ayrıca, işyerlerinde artan verim ile emekten ve paradan da tasarruf sağlamaktadır.  Koronavirüs salgınını  ekonomiye yaptığı yıkıma karşılık, evde çalış modeli ve telekonferans  ekonominin dönmesini sağlamıştır.

Girişimciler teknik ve idari işlerdeki çalışanlarına telekonferans sistemini kullandırmaktan memnundurlar. Nitekim, ABD’deki Harvard ve New York Üniversiteleri , evde çalışmaların daha verimli olduğunu belirlemişlerdir.  Buna göre, çalışanlar, günde 49 dakika daha fazla mesai yapmakta, telekonferansla katıldıkları toplantılar  yüzde 10 artmıştır.  Çalışan personeleri bulundukları yerlerden her tarafa ulaşarak,  görüşmelerini  ve toplantılarını telekonferansla yapmaları ile işletmelerin giderleri azalmıştır. Özel teşebbüste pandemi sonrasında da, telekonferansla yapılan işlerin devam edeceği anlaşılmaktadır..

İş alemindeki  bu  uygulamalar yapılırken, kamu kuruluşlarında evde çalış modeli veya uzaktan eğitim projesi  sadece  Milli Eğitim Bakanlığında uygulanmaktadır. Bazı kamu kuruluşları tarafından yapılan telekonferans toplantıları dışında, bildiğimiz kadarıyla  kamuda çok fazla değişiklik olmamıştır.  Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan “Uzaktan Eğitim Projesi” tam uygulanamamıştır. Bu yüzden, pandemi sürecinde 1 milyon öğretmen ile 18 milyon öğrenci evde kalmışlar ve okullarına gidememişlerdir.  Okulların kapatılmasıyla, ev halkı ile birlikte  toplam 20-22 milyon insanımız kısmen izole olmuş ve korono virüsten de korunmuşlardır. Ancak, uygulanan  Telekonferansla Uzaktan Eğitim Proğramı, alt yapıdaki eksiklikler nedeniyle verimli olamamıştır.  Öğrencilerin yarısının evlerinde  bilgisayar veya internet bağlantısı  bulunmadığından, büyük bir kısmı eğitim proğramlarına katılamamıştır.  Öğretmen ve öğrencilerin bilgisayara sahip olmadan bu proğramın başarılı olmayacağına göre, ilk önce bu sorun çözülmelidir. Bu sorunu çözmek için bilgisayar, tablet ve cep telefonundan alınan katma değer vergisi  kaldırılarak herkesin bilgisyar sahibi olması sağlanabilir. Öğrencilerin bilgisayar ve internetten yararlanması eğitimdeki başarıyı da arttıracaktır. Herkesin bilgisayara  sahip olması,  bir çok alanda olması gereken dijitalleşmeyi hızlandırılabilir. Uygulanan  dijitalleşme ile devletin vergilerden alacağı  gelirleri daha da artabilir.Devletin, bilgisayarlardan alamadığı vergiler, muhakakki daha fazla geri dönebilecektir.  Bunun içinde,  Milli Eğitim Bakanlığının  sunduğu uzaktan eğitim sürecinde,  öğrenciler evde kalarak, günlük masraflarından arttıracakları  tasarruflarıyla, bilgisayar, tablet ve akıllı telefon sahibi olmaları için devlet tarafından gerekli zemin  hazırlanmalı ve bu imkan verilmelidir.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ