İHMAL, CEHALET, SALGIN HASTALIK KARDEŞLİĞİNİN TARİHTE BİLİM VE BİLİNÇ İLE SAVAŞI


Sevgili okurlar bu yazımda biraz bilgi yüklü bir savaştan bahsedeceğim. Bu yazıyı okurken özellikle bu dönemde yaşadığımız covid-19 salgınıyla benzer durumlarla karşılaşacaksınız. Burada önemli olan hastalıkların şeklinden çok ihmal ve cehalet kardeşlerin salgın kardeşi ne kadar kucakladığı sonucunu çıkarmaktır. Tarihte yaşanan ve Türk milletini de çok fazla etkileyen salgın hastalıklar şöyle;
VEBA,
Dünya tarihinde insanlara en fazla zarar veren, çoğu zaman salgın halinde yayılan ve bugün dahi birçok ülkede (Madagaskar ve Latin Amerika ülkeleri) yerleşik bulunan bulaşıcı ve ateşli hastalığa verilen isimdir. Veba antik çağlardan beri görülmektedir.  Orta Çağ'da 1347-1353 arasında, Avrupa nüfusunun üçte birinin hayatını kaybetmesine sebep olduğundan 'Kara Ölüm' olarak da bilinmektedir.
Orhan Gazi’nin Bursa’da  bu hastalıktan ölümü, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’dan salgın olması nedeniyle şehirden ayrılıp sefere çıktığı veya yine vebadan kaçabilmek için Balkanlar’da ordusuyla bir kentten bir kentte geçtiği de görülmektedir 
KOLERA,
 Vibrio Cholerae isimli bakterinin neden olduğu bağırsak enfeksiyonuna bağlı olan, akut ve şiddetli ishal ile seyreden bir hastalıktır. Kolera 19. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren küresel bir tehdit halini almıştır. Osmanlı topraklarında kolera ilk defa 1822 senesinde görülmüştür. Dünyada toplamda 6 büyük kolera salgını olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu'ndaki en büyük kolera salgını 1912-1913 Balkan Savaşları sırasında yaşanmıştır. Kolera salgınlarına karşı daha yeni ve etkili tedbirlerin alınması için uluslararası işbirliğine başvurulmak zorunda kalındı ve uluslararası sıhhiye konferansları düzenlenmeye başlandı. Bunlardan ilki 1851’de Paris’te toplanan konferans oldu.
ÇİÇEK HASTALIĞI 
Her yaşta görülen, irinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan, ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalıktır. Bir dönemin en önemli sağlık sorunlardan biri olan çiçek hastalığı özellikle çocuklar için büyük bir tehlike idi.  Çiçek hastalığı bütün Avrupa’yı olduğu gibi Osmanlı ülkesini de etkisi altına almıştı. Osmanlı hem nüfus azlığını ortadan kaldırmak hem de sağlıklı bir nesil yetiştirmek için çiçek hastalığına karşı bir dizi önlem almıştır. Bu önlemlerden en önemlisi hastalığa karşı aşı uygulamasıdır. Batı dünyası bu hastalığın tedavi yöntemini ilk defa Osmanlı İmparatorluğu vasıtasıyla öğrenebilme imkânına kavuşmuştur.
Bu hastalık için alınan ilk tedbir okulların tatil edilmesi olmuştur. Aşı yaptırmayan ailelere de para cezaları yazılmıştır.
CÜZZAM
Osmanlı Dönemi’nde cüzzam salgın hastalık olarak kabul edilir ve insanlar 'miskinhane' denilen yerlerde karantinaya alınırdı. Bu karantina alanları şehrin dışında bulunurdu. Osmanlı Dönemi'nde ilk miskinhane II. Murat döneminde Edirne’de yapılmıştı. Hastaların psikolojisi de düşünülerek bu yerlere tekke adı verilmişti. Hastalara en iyi şekilde bakılması için her şey yapılıyordu. 
ABU ŞAMAA 
Bu hastalık Avrupalı seyyah Thevenot'un Seyahatname ‘sinde karşımıza çıkıyor. Seyahatname'de yazan bilgilere göre kuru öksürük olarak tanımlanan hastalık ilk olarak Mısır’da ortaya çıkmıştı. Baş ağrısı ve ateşle başlayan hastalık nezle ile devam ediyor ve çok hızlı bulaşıyordu. Vücutta kırıklığa yol açan hastalık her yaştan insana bulaşabiliyordu.
Sonuç olarak
Ne ben doktorum ne de siz tıp fakültesi öğrencisisiniz… Buradaki önemle vurguladığımız konu covid-19 denilen salgın hastalık ne ilk ne de son olacak… asıl sorulması gereken burada bizim bu salgın hastalıklara karşı tedbirlere sıkı sıkıya bağlı kalacağımız mı yoksa ihmal, cehalet ve salgın kardeşlerin yarattığı kaosta savrulup gideceğimiz mi?Aslında bizden istenen tedbirler üst düzey durumlar değil.. Bundan yüzyıllar öncesinde bile salgınlara karşı toplum bilinci zaferi kazanmış. İşte şimdi tedbirlere sıkı sıkıya bağlı kalarak toplumsal gelişmişliğimizi göstermenin tam sırası…
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ