Ne Kadar Ekmek O Kadar Köfte İng? Hayatın Bana Öğrettiği Sessiz Ders
Kayseri’de yaşadığım küçük evin penceresinden Erciyes’e baktığım bazı akşamlar oluyor. Özellikle günün yorgunluğu üzerime çöktüğünde, elimde kahvemle eski günlüklerimi karıştırıyorum. 25 yaşındayım ve yıllardır yaşadığım her şeyi yazıyorum. Bazen bir cümle, bazen birkaç sayfa… Çünkü bazı duygular içimde kaldığında ağırlaşıyor. Yazınca ise sanki kalbimdeki yük biraz hafifliyor.
Geçen kış yaşadığım bir olay, hâlâ günlüklerimin en özel sayfalarından birinde duruyor. O gün bana sadece bir deyimin anlamını değil, hayattaki emeğin, sabrın ve beklentilerin karşılığını da öğretti.
“Ne kadar ekmek o kadar köfte ing?” diye düşündüğüm bir dönemdi. Yani insan ne kadar emek verirse, ne kadar ortaya bir şey koyarsa, karşılığında da çoğu zaman o kadarını alıyordu. Bu söz o gün benim için basit bir deyim olmaktan çıkıp hayatımın içinden geçen gerçek bir cümleye dönüştü.
Kayseri’de Sıradan Başlayan Ama Unutamadığım Bir Gün
O sabah Kayseri’de hava oldukça soğuktu. Penceremi açtığımda yüzüme vuran soğuk, bana her zamanki gibi yeni bir günün başladığını hissettirmişti. Kahvaltımı hazırlarken aklımda tek bir şey vardı: Kendi yaptığım küçük işimi büyütmek.
Çocukluğumdan beri bir şeyler üretmeye meraklıydım. Yeni fikirler bulmak, insanlarla iletişim kurmak, kendi ayaklarımın üzerinde durmak benim için büyük bir heyecandı. Ancak 25 yaşına geldiğimde hayatın sadece hayal kurmaktan ibaret olmadığını anlamaya başlamıştım.
Bir hayalin gerçekleşmesi için sabır gerekiyordu. Yorulmak gerekiyordu. Bazen kimsenin görmediği saatlerde çalışmak gerekiyordu.
O dönem küçük bir girişim için hazırlık yapıyordum. Çok inanıyordum. Hatta bazen fazla inanıyordum. Çünkü insan bir şeye kalbini koyduğunda, karşılığını hemen görmek istiyor. Ben de öyleydim.
Geceleri herkes uyurken bilgisayarımın başında oturuyor, notlar alıyor, planlar yapıyordum. Günlüğüme sürekli aynı cümleyi yazıyordum:
“Bir gün verdiğim emeğin karşılığını alacağım.”
Ama hayat bazen insanın sabrını ölçüyor.
Beklediğim Sonuç Gelmeyince Hissettiğim Hayal Kırıklığı
Aylar boyunca çalıştım. Her ayrıntıyla ilgilendim. İnsanların beğeneceğini düşündüğüm şeyleri hazırladım. İçimde büyük bir heyecan vardı.
Fakat beklediğim ilgiyi göremedim.
İlk başlarda bunu kabullenmek çok zor geldi. Kendimi sorgulamaya başladım. Acaba yeterince iyi değil miydim? Acaba yanlış bir yolda mı ilerliyordum?
O gece odamda tek başıma otururken gerçekten büyük bir hayal kırıklığı hissettim. İnsan bazen dışarıdan güçlü görünmeye çalışıyor ama kendi odasında bütün duyguları ortaya çıkıyor.
Günlüğümü açtım ve uzun uzun yazdım:
“Bugün kendimi başarısız hissettim. Sanki bütün çabalarım boşa gitmiş gibi geliyor. Oysa ne kadar uğraştığımı ben biliyorum. Kimsenin görmediği mücadeleleri ben yaşadım.”
O satırları yazarken gözlerim doldu. Çünkü insanın en zor anı, verdiği emeğin görünmediğini düşündüğü andır.
Tam o sırada babam odama geldi. Beni sessiz görünce yanıma oturdu. Her zaman çok konuşan biri değildir ama söylediği birkaç cümle bana uzun bir ders gibi geldi.
Babamın Söylediği Bir Cümle Her Şeyi Değiştirdi
Bunu da Okuyun: Cosmopolitan kokteyli ne kadar alkol içerir ?
Babam bana dönüp şöyle dedi:
“Evlat, hayatta çoğu şeyin bir karşılığı vardır. Ne kadar ekmek o kadar köfte derler ya… İnsan ne kadar emek verirse, ne kadar sabrederse, sonunda bir şekilde karşılığını görür. Ama bazen köftenin gelmesi için ekmeği hazırlamak gerekir.”
O an bu söz bana çok farklı geldi.
Daha önce defalarca duyduğum bir deyimdi. Fakat o gece ilk defa gerçekten hissettim.
“Ne kadar ekmek o kadar köfte ing?” diye kendi kendime tekrar ettim. Aslında mesele sadece çalışmak değildi. Mesele, verdiğin emeğin değerini bilmek ve sonucunu beklerken sabırlı olmaktı.
Bazen insanlar hemen başarı bekliyor. Ben de bekliyordum. Birkaç ay içinde her şeyin değişeceğini düşünüyordum. Fakat hayat bana yavaş ilerlemenin de bir başarı olduğunu öğretti.
Küçük Bir Değişiklik Büyük Bir Umut Getirdi
Ertesi gün yeniden başladım.
Ama bu kez daha sakin, daha bilinçli ve daha gerçekçi bir şekilde ilerledim. Önceden sadece sonucu düşünüyordum. Şimdi ise sürece odaklanmaya başladım.
Her gün küçük bir adım attım.
Bir gün yeni bir fikir geliştirdim. Başka bir gün eksiklerimi tamamladım. Bazen yoruldum, bazen motivasyonumu kaybettim ama tamamen vazgeçmedim.
Bir akşam telefonuma gelen küçük bir mesaj bütün günümü değiştirdi. Yaptığım işle ilgilenen biri vardı ve güzel bir geri dönüş yapmıştı.
Belki büyük bir başarı değildi. Belki hayatımı bir anda değiştirmedi. Ama benim için çok değerliydi.
Çünkü o mesaj bana şunu hissettirdi:
“Çaban boşa gitmiyor.”
O gece yine günlüğümü açtım. Bu kez yazdığım cümle farklıydı:
“Bugün küçük bir ışık gördüm. Belki yol uzun ama artık yürümekten korkmuyorum.”
Hayatta Her Şeyin Bir Karşılığı Olduğunu Öğrenmek
Şimdi geriye dönüp baktığımda o zor günlerin bana çok şey kattığını görüyorum. Eğer o hayal kırıklığını yaşamasaydım, belki sabrı öğrenemeyecektim.
İnsan bazen sadece kazandığı zaman büyüdüğünü düşünüyor. Oysa kaybettiği, beklediği ve mücadele ettiği zamanlarda da büyüyor.
Kayseri’de geçen sıradan günlerimde bile bunu sık sık düşünüyorum. Erciyes’in karşısında yürürken, sokakların sessizliğinde veya bir çay içerken hayatın aslında küçük derslerle dolu olduğunu fark ediyorum.
“Ne kadar ekmek o kadar köfte ing?” sözü benim için artık sadece bir deyim değil. Bir yaşam anlayışı oldu.
Çünkü gerçekten de insan ne verirse, hayatına bir şekilde onun izleri yansıyor. Sevgi verirsen sevgi büyüyor. Emek verirsen deneyim kazanıyorsun. Sabır gösterirsen güçleniyorsun.
Ama burada önemli olan bir şeyi de öğrendim: İnsan sadece sonuç için yaşamamalı.
Bazen verilen emeğin kendisi bile büyük bir kazanımdır.
Kendime Yazdığım Son Not
Geçenlerde eski günlüğümü tekrar açtım. O hayal kırıklığı yaşadığım sayfaları okudum. O günkü halime biraz üzülsem de ona teşekkür ettim.
Çünkü o genç adam vazgeçmedi.
Korktu ama devam etti.
Üzüldü ama yeniden denedi.
Kendini sorguladı ama sonunda kendine inanmayı öğrendi.
Bugün hâlâ önümde birçok hedef var. Hâlâ bazen endişelendiğim, ne yapacağımı bilemediğim zamanlar oluyor. Fakat artık biliyorum ki hiçbir emek kaybolmuyor.
Belki hemen karşılığını vermiyor hayat. Belki bazen bekletiyor. Ama insan gerçekten emek verdiğinde, kendini geliştirdiğinde ve yolundan dönmediğinde mutlaka bir şey kazanıyor.
Hayat bana şunu öğretti:
Bir sofrada ne kadar ekmek varsa, o kadar köfte olur. Ama önce o ekmeği kazanmak, hazırlamak ve sabırla sofraya koymak gerekir.
Ben de kendi hikâyemi yazmaya devam ediyorum.
Her gün yeni bir sayfa açıyorum.
Ve her sayfanın sonunda aynı gerçeği hatırlıyorum:
“Ne kadar ekmek o kadar köfte.”
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Gazetezeybek olarak “Ne kadar ekmek o kadar köfte ing” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.